Menü Schließen

Almanya`da Ramazan Bayram Namazı için camilere akın ve izdiham yaşandı

Ramazan ayının sunduğu manevi bir mevsimden yeterince istifade etme çabası içinde  artan kulluk bilinciyle Almanyalı Müslümanlar bayram namazı için camilere akın etti. Bayramın hafta sonuna denk gelmesinin de etkisi ile hemen hemen bütün camilerde yer sıkıntı yaşandı, cemaatin bir kısmı cami dışı mekanlarda namaz kılmak zorunda kaldı. Camilerde çocuk ve gençlerin çokluğu, pek çok camide farklı Müslüman coğrafya kökenli din kardeşlerinin bir araya gelmesi ile oluşan harmoni bayramın anlamını tamamlayan bir tablo mahiyetindeydi.

 

Bayram namazına DİTİB Siegburg  Camii’nde katılan DİTİB Genel Başkanı Prof. Dr. Ali Dere, bayram namazı öncesi yaptığı vaazda şu hususlar üzerinde durdu:

 

“Ramazan ayı, gerek birey gerekse cemaat olarak yoğunlaşarak eda ettiğimiz ibadetleri bir araya gelerek geliştirdiğimiz sosyal dayanışmaları, maddi ve manevi paylaşma alışkanlığımızın beslediği kardeşlik duyguları ile, Rabbimize daha samimi yöneliş, isteyiş ve bekleyişimize sağlam bir zemin oluşturdu. Manevi dünyamızı beslemeye özen gösterdik; dini ve insani tutumlarımızı, ölçü ve prensiplerimizi, toplumsal sorumluluk ve ilişkilerimizi yeniden gözden geçirdik; diğer taraftan iftar sofralarında sadece Müslüman olan değil aynı zamanda gayri Müslim komşu ve arkadaşlarımızla bir araya gelerek tanışmalarımızı derinleştirdik, kendimizi anlatma ve anlama fırsatı yakaladık. Umarım bu anlama ve anlatma gayretlerimiz Alman toplumunda daha sağlıklı ve kapsamlı ilişkiler kurmamıza katkı sağlar. Zira anlamak, anlaşmak ve bunun üzerine iyi niyete dayalı bir güven tesis etmek bir dizi sorunların her kesimi memnun edecek tarzda çözüme kavuşturulmasının ana anahtarını oluşturuyor.

Almanya’da Ramazan’ın anlamı ve önemi
Bu gün Almanya’da İslam ve Müslüman varlığı gibi Ramazan ayının ve iftar programlarının da Almanya’nın toplumsal hayatının bir parçası olduğunu bir kez daha gördük. Bütün bunlar bize İslam’ın Almanya’da kurumsal ve sosyal bir gerçeklik olduğunu gösterirken, Müslüman birey ve toplumlara ayrı bir sorumluluğu hatırlatıyor, hatta talep ediyor. Bu da İslam’ın evrensel değerler dünyasının ve her davranışta kendisini gösteren olgun ahlâkının takınılması, taşınması ve sergilenmesi.

İnanç, bilgi ve güzel davranışların bütününden oluşan İslam, bir yandan hayatın anlamını öğretmekte diğer yandan da varılacak ebedi bir yurdun nasıl kazanılacağını göstermektedir.
Biz Müslümanlar, “ Peygamber sizi, Rabbinize iman etmeniz için davet edip dururken size ne oluyor da Allah’a iman etmiyorsunuz? Hâlbuki Allah (ezelde) sizden sağlam bir söz de almıştı. Eğer inanacak kimselerseniz, bu çağrıya uyun”(57/8) ayetine gönülden bağlanıyoruz.
Ne Rabbimize imanda tereddüt ediyor ne de ondan gafil olup sadece dünyaya dalıp kayboluyoruz.
Zira Mevlana’nın deyimi ile:
Bu dünya zindandır, biz de zindandaki mahkumlarız.
Zindanı del, kendini kurtar!
Dünya nedir? Allah’tan gafil olmaktır.
Kumaş, para, ölçüp tartarak ticaret yapmak ve kadın; dünya değildir.
Bu bilinçle dünya hayatını ihmal etmeden, sorumluluklarımızın farkında olarak yaptığımız her işi daha güzel yaparak ibadet şuurumuzu, salih amel, iyilik ve ihsan kavramlarının kapsamında yer alacak alanlara teşmil ediyor, bir hayatın tümünü adeta ibadete dönüştürüyoruz.
Dinimizin bizlerde sorumluluk bilinci ve duyarlı bir vicdanı hâkim kılmaya çalıştığının farkındayız. Duyarsızlığı, ilgisizliği, taştan daha fazla katılaşmış kalplere bağladığını Kur’an’da okuyoruz. Hissiz, katı, insafsız, taşlaşmış kalp ve vicdandan Allah’a sığınıyoruz. Başkalarını eleştirmeden önce kendi gönlümüze, kalbimize ve vicdanımıza bakıyoruz.  Biliyoruz ki, Akıl gözünü kapasa da, vicdanın gözü açıktır.”

İslam’ın iman, ibadet ve ahlak bütünlüğü örneklerle ele alan Dere, vicdan eğitimi ve niyet güzelliği üzerinde durarak, bu çabaya rağmen yapılan hataların da Rabbimiz tarafından affedilmesine olan umudumuz artmaktadır, dedi.

Almanyalı Müslüman olmanın sorumluluklarını hatırlatarak, cemaatimize ve bütün bir topluma huzur dileyen Dere, vaazın sonunda yaptığı duayı Necip Fazıl’ın şu dizeleri ile tamamladı:

“Bende sıklet , sende letafet….
Allah’ım affet !
Lâtiften af bekler kesafet….
Allah’ım affet !
Etten ve kemikten kıyafet…..
Allah’ım affet !
Şanındır fakire ziyafet…
Allah’ım affet !
Âcize imdadın şerafet….
Allah’ım affet !
Sen mutlaksın ,bense izafet !
Allah’ım affet !
Ey kudret , ey rahmet , ey re’fet !
Allah’ım affet !”